Hz. ÂİŞE (r.a.)

  • user warning: Table 'arif_beyan.beyan_captcha_points' doesn't exist query: SELECT module, captcha_type FROM beyan_captcha_points WHERE form_id = 'comment_form' in /home/beyan/domains/beyan.org/private_html/modules/captcha/captcha.inc on line 60.
  • user warning: Table 'arif_beyan.beyan_captcha_points' doesn't exist query: SELECT module, captcha_type FROM beyan_captcha_points WHERE form_id = 'user_login_block' in /home/beyan/domains/beyan.org/private_html/modules/captcha/captcha.inc on line 60.

Allah Resulü Hz. Muhammed (s.a.s.)'e ilk iman eden onun en sadık arkadaşı Hz. Ebu Bekr es-Sıddîk'ın kızı ve Hz. Peygamber'in zevcesi. Hicret'ten dokuz veya on sene önce Mekke-i Mükerreme'de doğdu. Annesi Ümmi Rûmân binti Âmir İbn Umeyr'dir. Hz. Âişe çok küçük yaşta müslüman olmuştur.

Resulullah, ilk zevcesi Hatîcetü'lKübrâ hayatta iken başka bir kadınla evlenmemişti. Onun vefatından sonra bir süre daha evlenmedi. Resulullah, Hatice (r.a.)'ın ölümüne çok üzüldü. Osman İbn Maz'un'un hanımı Havle binti Hakim, Resulullah'a gelerek Ebu Bekr es-Sıddîk'ın kızı Âişe ile evlenmesini teklif etti. Sonra da Resulullah adına Ebu Bekr'e giderek kızı Âişe'yi istedi.

Hz. Âişe'nin Resulullah'a nikâhlanması Hicret'ten iki veya üç sene önce oldu. Kaynaklar, bu nikâhlanma sırasında Hz. Âişe'nin yaşının küçük olduğunu kaydetmektedir. Nikâhın kıyılmasından iki yıl kadar zaman geçtikten sonra zifâf vukû bulmuştur. Hz. Âişe'nin o zaman dokuz veya on bir yaşında olduğu rivayet edilmektedir. Bu rivayetleri bazı tarihçiler cerhetmekte ve Âişe validemizin evlendikleri zaman daha büyük olduğunu ileri sürmektedirler. Âişe validemizden rivayet edilen bir hadiste, Hz. Cebrâil Âişe'nin resmini ipek bir hırka içinde Resulullah'a getirmiş ve "Bu, senin dünya ve ahirette zevcendir." demişti. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in bâkire olarak nikâhladıkları tek zevcesi vâlidemiz Hz. Âişe'dir. Resulullah onu çok severdi. Ona 'Hümeyra' lâkabını vermiş ve: "Dininizin yarısını bu Hümeyra'dan alınız" buyurmuşlardır.

Hazret-i Âişe, Medine'de Peygamberimizin muharebelerine katıldı ve diğer sahâbe hanımları gibi harpte yaralıların tedavisiyle bizzat meşgul oldu. Uhud gazâsında sırtında su ve yiyecek taşıyıp yardım için Peygamber Efendimizin hep yanında kalmıştı. Hatta, peygamberimizin Uhud'da müşriklerin taşlarıyla yaralanan mübarek yüzlerine, hasır yakıp, külünü basarak kanlarının durmasını sağlamıştı. Hz. Âişe bir ara Uhud'da kılıçla cepheye gitmek istemişse de, Resulullah buna müsaade etmemiştir.

Âişe 14-15 yaşlarında iken Benu Mustalık (Müreysi') gazâsına Resulullah'la beraber katıldı. Gazâ dönüşü tuvalet için geride kalması yüzünden iftiraya uğradı; savaşa ganimet için katılan münafıklar Hz. Âişe'nin, gecikmesi sebebiyle, kâfilenin ardından yanında Ashabtan Safvan ile birlikte geldiğini görünce bunu kötü sözlerle ve çirkin bir şekilde yorumladılar. Yolda bu dedikodulara bazı müslümanlar da karışınca Hz. Âişe çok üzüldü; Medine'ye gelince hastalandı. İftira, dedikodu etrafa yayılmıştı. Ateşi yükselerek yatağa düştü. Bu arada kendisini fazla aramayan Rasûlullah'tan izin isteyerek babası Ebû Bekir'in evine gitti. Orada bir müddet kaldı; sabırla bekledi. Bu arada Rasûlullah diğer hanımlarına ve sahâbeden en yakınlarına Âişe'nin durumunun ne olabileceğini sordu. Hepsi de Hz. Âişe'nin temiz ve suçsuz olduğunu söylediler; "Peygamberini fenalıklardan koruyan Cenâb-ı Hak, size böyle bir şeyi revâ görmez, sabreyleyin" dediler.

Aradan bir ay gibi uzun bir zaman geçinceye kadar danışmalarını sabırla sürdüren Resulullah, sonunda Hz. Ebû Bekir'in evine uğradı. Hz. Âişe'yi, anne, babası ve sahâbeden bir hanımla ağlar buldu: "Ya Âişe, senin için bana şöyle şöyle söylediler. Eğer sen, dedikleri gibi değilsen; Allah'u Teâlâ yakında senin doğruluğunu tasdik eder. Eğer bir günah işlediysen, tövbe ve istiğfar eyle! Allah'u Teâlâ, günahına tövbe edenlerin tövbesini kabul eder. " buyurdular. Resulullah'ın mübarek sesini işitince ağlamayı kesen Hz. Âişe babasına bakıp cevap vermesini istedi. Hz. Ebû Bekir ve Âişe'nin annesi böyle söylentilere ve dedi-kodu yapanlara sadece şaşırdıklarını söylediler. Hz. Âişe ise: "Allah'u Teâlâ'ya yemin ederim ki kulağınıza gelen lâfların hepsi yalandır, iftiradır, Allah biliyor ki benim bir şeyden haberim yoktur. Yapmadığım bir şeye evet dediğimde kendime iftira etmiş olurum. Sabretmek iyidir. Onların söylediği şey için Allah'u Teâlâ'dan yardım bekliyorum." dedi. Günahsız olduğundan, kalbinin temizliği ile ve kendinden emin olarak bekledi .

Bu sırada Hz. Peygamber (s.a.s.)'in yüzünde vahiy alâmetleri belirdi. Hz. Ebû Bekir, Resulullah'ın başının altına bir yastık koyup üzerine çarşaf örterek beklediler. Vahiy tamamlanınca Resulullah terlemiş yüzünü örtünün altından kaldırarak: "Müjdeler olsun sana ey Âişe! Allah'u Teâlâ seni temize çıkardı. Senin pak olduğuna şahit oldu." deyip Kur'an'daki Nûr Suresinden, o an nazil olunan 10 ayeti okudu. Hz. Ebû Bekir hemen kalkıp kızı Âişe'yi başından öptü, "Kalk, Resulullah'a teşekkür et." dedi. Kendisi için ayet ineceğini aklından geçirmeyen Âişe şaşkınlık içinde: "Hayır kalkmam baba vallahi kalkmam. Allah'u Teâlâ'dan başkasına şükretmem. Çünkü Rabbim beni Ayet-i Kerîme ile methetti." dedi. Ama, çok sevindi. iftirada bulunanlar zamanla hakîr ve zelîl oldular.

Peygamberimiz (s.a.s.) 632 senesinde hastalanınca son gününü Hz. Âişe validemizin evinde geçirdi. Rebiü'levvel ayının onikinci pazartesi günü öğleden önce mübarek başı, Hz. Âişe validemizin göğsüne yaslanmış olduğu halde vefat etti. Resulullah'ın vefatından sonra Ashâb-ı Kirâm, Hz. Aişe validemize müminlerin annesi adını vererek, ona büyük hürmet göstermişlerdir. Hz. Âişe de, sahâbe içinde, kırk yıla yakın bir müddet daha yaşamış ve pek çok hadis rivayet etmiştir.

Hz. Âişe'nin bu son kırk yıllık hayatındaki en önemli olay; Cemel Vak'ası'dır. Hz. Osman'ın karışıklık çıkaran entrikacı asiler tarafından şehid edilmesinden sonra halîfe olan Hz. Ali, katilleri bulmak ve kısas yapmak hususunda günün şartları gereği olarak sabırla hareket etmeyi uygun bulmuştu. Bu yumuşak davranıştan yüz bulan asiler taşkınlıklarını artırarak fenalıklarına devam ettiler.

Durum böyle endişe verici bir hâl alınca Ashâb-ı Kiram'ın büyüklerinden bir kısmı (Talha, Zübeyr...) Mekke'ye giderek o sırada hac için orada bulunan Hz. Âişe'yi ziyaret edip, olaylara el koymasını ve kendilerine yardımcı olmasını istediler. Hz. Âişe de; acele etmemelerini, sabırla bir köşeye çekilip Hz. Ali'ye yardımcı olmalarını tavsiye etti. Ashâb-ı Kirâm'ın büyükleri de Hz. Âişe'nin tavsiyesine uyarak, askerleriyle Irak ve Basra'ya gitmeyi uygun gördüler. Hz. Âişe'ye de: "Ortalık düzelinceye ve halifeye kavuşuncaya kadar bizimle beraber bulun, bize destek ol, çünkü sen müslümanların annesi ve Resulullah'ın muhterem zevcesisin, herkes seni sayar dediler. Hz. Âişe de, müslümanların rahat etmesi ve Ashâb-ı Kirâm'ın korunması için onlarla birlikte Basra'ya hareket etti.

Bu gidişi asiler, Hz. Ali'ye başka türlü anlattılar. Bu arada Hz. Ali'yi de zorlayarak Basra'ya gitmesini sağladılar. Hz. Ali de Basra'ya gelince Hz. Âişe'ye bir haberci yollayarak, olaylar ve yolculuğu hakkındaki düşüncelerini sordu. Hz. Âişe, fitneyi önlemek ve sulhu sağlamak için Basra'ya geldiğini; öncelikle katillerin yakalanmasını istediklerini halife Hz. Ali'ye bildirdi. Bu görüşü Hz. Ali de uygun bularak sevindi. Memnun olan her iki taraf üç gün sonra birleşmeyi kararlaştırdılar.

Bu barış haberini ve memnunluğu işiten münafıklar birleşmeye engel olmak için, gece karanlık basınca, her iki tarafa da ayrı ayrı askerlerle saldırdılar. Taraflara da: "Bakın, karşınızdakiler sözünde durmadı" deyip bu gece baskını ile ortalığı karıştırdılar. Karanlıkta neye uğradıklarını bilemeyen müslümanlar harb etmeye başladılar. Her iki taraf da karşısındakini suçluyordu. İşte bu iki müslüman grup arasında meydana gelen çatışmaya Cemel vak'ası denir.

Bu vak'ada Hz. Aişe'nin ictihadı Hz. Ali'nin ictihadına uymamıştı. Buna rağmen galib olan Hz. Ali, müminlere anneliği Kur'an-ı Kerim ayeti ile sabit olan Hz. Aişe'ye ikram ve izzette bulundu. "Ali'yi sevmek imandandır." hadisini haber veren Hz. Âişe de Hz. Ali'yi çok severdi. Daha sonra Hz. Ali'nin şehâdetine üzüldü ve çok ağladı. Çünkü, sahâbiler birbirlerini çok severlerdi.

Hayatının son devrelerini müctehid olarak bilhassa kadınlara mahsus hallere dair fıkhî hükümlerde fetvalar vererek geçirdi. 676 yılında Medine-i Münevvere'de vefat etti. Cenazesini Ashâbtan Ebû Hureyre (r.a.) kıldırdı. Vasiyyeti üzerine Medine'de el-Bakî' kabristanına defnedildi.

Küçük yaşlarda iken Âişe'nin eğitim ve öğretimiyle bizzat babası Hz. Ebû Bekir (r.a.) ilgilenmiştir. Bütün müminlerin annesi olan Âişe validemiz daha küçük yaşlarda iken okuma yazma öğrenmiş, zekâsı ve kabiliyeti ile etrafının dikkatini çekmiştir. Öğrendiklerini unutmaz, ezbere tekrar ederdi. Hafızası çok kuvvetli idi. Akıllı, zeki, âlime, edibe, iffet sahibi bir hanım idi. Pek çok konuları şiirle anlatan sanatkârca bir ifadeye sahipti.

Ashâb, karakter ve hâfızasına güvendikleri ayet-i kerime ile övüldüğünü bildikleri için birçok meseleyi ondan sorar ve öğrenirlerdi.

Hz. Âişe vâlidemiz babası Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer, Hz. Osman'ın hilâfetleri zamanında Hz. Peygamber'den işittiklerini müslümanlara anlattı. Devamlı oruç tutar ve daima gece namazı kılardı.

Hz. Âişe fıkıh ve ictihadda keskin, kuvvetli görüşe sahiptir. Fıkıh ilminin kurucularından sayılır. Devrinin üstün âlimlerinden ve Fukahâ-i Seb'a*dandır.

Hz. Âişe, güzel ahlâklı, merhamet dolu, cömert ve ibadete düşkün, çok zeki bir sahâbiydi. Hepsinin başında en mümtaz vasfı ise İslâm'a ve ilme olan büyük hizmeti idi. Müslüman bilginler arasında yaygın bir rivayete göre fıkıh ve dinî ilimlerin dörtte birini Hz. Âişe nakletmiştir.

Ebû Mûsa el-Eş'ârî: "Bizler, müşkül bir mesele ile karşılaştığımızda gider Hz. Âişe'ye sorardık." demiştir.

Abdurrahman b. Avf'ın oğlu Ebû Seleme: Resulullah'ın sünnetini Hz. Âişe'den daha iyi bilen; dinde derinleşmiş, Ayet-i Kerîme'lere bu derece vâkıf ve sebeb-i nüzulleri bilen, ferâiz ilminde mâhir bir kimseyi görmedim." demiştir.

Hakkında İmam Zührî: "Eğer zamanının bütün âlimlerinin ve peygamberimizin diğer zevcelerinin ilmi bir araya toplansa, Hz. Âişe'nin ilmi yine daha ağır basardı" derdi.

Atâ b. Ebî Rebâh; "Hz. Âişe, ashâb içinde en çok fıkıh bilen, isabetli rey bakımından en ileri gelen bir kimse idi." demiştir.

Tabiinden Mesruk; "Allah'a yemin ederim ki, Ashâb-ı Kirâm'ın ileri gelenlerden bir çoğu gelir Hz. Âişe'den Ferâiz'e ait sorular sorar ve öğrenirlerdi." demiştir.

Hz. Âişe Peygamberimizden ikibinikiyüzon hadîs rivayet etmiştir. Kendisinden de Ashâb ve Tabiin'den bir çok kimse hadîs nakletmişlerdir. Sahih hadis kitapları Hz. Âişe'nin fetvaları ile doludur. Ahmet b. Hanbel Müsned adlı eserinde de Âişe'nin rivayet ettiği hadislerinden uzun uzun bahseder .

Hz. Âişe'nin naklettiği hadislerden bazıları:

"Ey Âişe, Allah, kullarına lutf ile muamele edicidir. Her işte yumuşak davranılmasını sever."

"Her gün yirmi kere ölümü düşünen kimse, şehidlerin derecesini bulur"

"Resul-i Ekrem (s.a.s.) 'in en ziyade hoşlandığı ibadet, devamlı olanı idi, az olsa bile."

"Sekir (sarhoşluk) veren her içki haramdır. "

-Hazret-i Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Cebrâil hiç durmaz komşu hakkına hürmet olunmasını bana tavsiye ederdi. Hatta ben yakında komşuyu mirasçı kılacak sandım. "

Yunus Emre ÖZULU

[1] el-İsra, 17/1; en-Necm, 53/10.

[2] el-Bakara, 2/221.

[3] el-Ahzab, 33/72.

[4] Molla Hüsrev, ed-Dürer, İstanbul 1307, II, 6.

[5] Buhârî, İcare, 10.

[6] Tirmizî, Zühd, 42.

[7] Yusuf Kerimoğlu, Şamil İslam Ansiklopedisi: 1/3-5.

[8] Ebû'l-Âla Mevdûdî, Kur'ân'a göre Dört Terim, İst. 1981, (4. bsm.) sh. 89. (Burada İbn-i Faris'in Makayisu'l Lugat; İbn-i Side'nin el-Muhassıs ve İbn-i Manzur'un Lisanu'I-Ardh isimli kıymetli eserlerinden "abd" kelimesinin mânalan nakledilmektedir.)

[9] Muhammed İbn-i Ceri et-Taberi, Camiu'I Beyan fi Tefsiri'I Kur'ân, Mısır,1324, c. III, sh.13 vd.

[10] Hüsnü Aktaş, Medeni Vahşet, Ank.1981,(3. bsm.) sh.141.

[11] İbn-i Abidin, Reddü'l-Muhtar ale'd-Dürri'I Muhtar, İstanbul 1983, c. IX, sh.111. Aynca Molla Hüsrev, Düreri'l-Hükkâm, İstanbul 1307, c. II, sh.6.

[12] İmam-ı Serahsî, Temhidü'l-Füsûl, Beyrut 1393, c. II, sh. 332.

[13] Ebû Abdullah Muhammed b. Yezid İbn-i Mace, Sünenu İbn-i Mace, M. Fuad Abdülbaki Neşri,1954 baskısından ofset, İst.1981, Çağrı Yayını, c. I, sh. 311, Hd. No: 970.

[14] İbn-i Hümam, Fethû'I-Kadir, Beyrut 1316, c. III, sh.355 vd.

[15] Yusuf Kerimoğlu, Kelimeler Kavramlar, İnkılap Yayınları: 27-29.

[16] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 23.

[17] Bakara: 2/178.

[18] Bakara: 2/221.

[19] Nahl: 16/75.

[20] Hadid: 57/1. Haşr: 59/1. Saff: 61/1. İsra: 17/44.

[21] Âli İmran: 3/83.

[22] Ra’d: 13/15.

[23] Âli İmran: 3/150.  Bakara: 2/286. Hacc: 22/78.

[24] Sad: 38/30.

[25] İsra: 17/3.

[26] Enfal: 8/41.

[27] İsra: 17/1.

[28] Kehf: 18/1. Furkan: 25/1. Necm: 53/10. Hadid: 57/9.

[29] Nisa: 4/172.

[30] Zariyat: 51/56.

[31] Zariyat: 51/56.

[32] İbni Mace, Zühd: 8, Hadis no: 4136, 2/1386. Tirmizí, Zühd: 42, Hadis no: 2375, 4/587.

Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 23-25.

[33] Maide: 5/60.

[34] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 25-26.

[35] Ebû Dâvud, İlim, I; Tirmizî, İlim, 19; İbn Mâce, Mukaddime, 39; İbn Hanbel, V, 196.

[36] Tirmizi, Birr, 40.

[37] Sülemî, Tabakâtu's-Sûfiyye, Kahire 1986, s. 69.

[38] M. Kâmil Yilmaz, Şamil İslam Ansiklopedisi: 1/24-25.

[39] bk. en-Nisa, 4/40.

[40] Ayrıca bk. el-Hucurât, 49/9.

[41] Müslim, İmâre: 18.

[42] Buhârî, Edep, 36.

[43] el-Mâide, 5/44, 45, 47.

[44] Tirmizî, Ahkâm: 4.

[45] Müslim, Hudûd, 2.

[46] Şamil İslam Ansiklopedisi: 1/33-34.

[47] Abdullah Yeğin, Yeni Lugat, İst.1975, sh. 5.

[48] İslâm Ansiklopedisi, İst.1978, c. I, sh.141.

[49] Mevlüd Sarı, el-Mevârid, sh. 6 (Adâlet Md.)

[50] Ahmet Rifat, Tasvir-i Ahlâk, sh. 21-22.

[51] Ömer Nasuhi Bilmen, Hukuki İslâmiyye ve Istılâhatı Fıkhiyye Kamusu, İst.1976, c. III, sh. 512. Mad. 526/1.

[52] İbn-i Hacer Askalani, Nuhbetu'l Fiker Şerhi, Ank 1971, sh. 34.

[53] İmam-ı Şafii, er-Risale, Kahire, 1979 (2. bsm.) sh. 25, madde: 71.

[54] Yusuf Kerimoğlu, Kelimeler Kavramlar, İnkılap Yayınları: 30-31.

[55] Nisa: 4/54.

[56] Bakara: 2/123.

[57] Nak. İslâmda Adalet Kavramı, s 24.

[58] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 27-28.

[59] Rahman: 55/7.

[60] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 28-29.

[61] Ayrıca bak. Hucurât: 49/9. Mümtehine: 60/8.    

[62] İsra: 17/35. Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 29. Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 29.

[63] Bakara: 2/143.

[64] Tabatabâí, El-Mizan, 1/323. S. Kutub, fi-Zılali’l Kur’an, 1/130. İbni Arabí, Ahkâmu’l Kur’an, 1/61. Mevdudí, Tefhimu’l Kur’an 1/123.

[65] Hucurat: 49/13.        

[66] A'raf: 7/159.

[67] Enbiya: 21/47. Yunus: 10/54.

[68] Talak: 65/2.

[69] Nisa: 4/58. Maide: 5/52.

[70] Maide: 5/44, 45, 47.

[71] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 29-30.

[72] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 30-31.

[73] Âl-i İmran: 3/33.

[74] Ahmet Kalkan, Kur’an-ı Kerim Kavram Tefsiri.

[75] Hûd, 11/61; Tâha, 20/55; Nuh, 71/18.

[76] Muhittin Bağçeci, Şamil İslam Ansiklopedisi: 35.

[77] HBÇ Meâli, İst., 1959, c. II, sh. 949.

[78] İmam Kurtubi, el-Camiü li Ahkâmul Kur'an, Kahire, 1967, c. XVI, sh. 340, Hz. Âdem ile ilgili âyetler: Bakara Sûresi: 31, 33, 34, 35, 37; Âl-i İmran Sûresi: 33, 59; Maide Sûresi: 27; Âraf Sûresi: 11, 12, 19, 26, 27, 31, 35, 172; İsra Sûresi: 61; Secde Sûresi: 26, 33; Rahman Sûresi: 14.

[79] HBÇ Meâli, c. I, sh. 57.

[80] Mehmed Vehbi Efendi, Hülasatü'l Beyan fi Tefsiri'l Kur'ân, İst.1966, c. I, sh. 364.

[81] İmam Burhanüddin ez-Zernuci, Ta'limü'I Mütealim, İst. 1980, sh. 2; ayrıca Hicret Gazetesi 22 Ekim 1979, Sayı 6, sh. 9.

Yusuf Kerimoğlu, Kelimeler Kavramlar, İnkılap Yayınları: 32.

[82] Hûd: 11/61; Tâhâ: 20/55; Nuh: 71/18.

[83] Ebû Dâvud, Sünnet: 16; Tirmizî, Tefsir: 1, 3; Müsned-i Ahmed: IV/400, 406.

[84] Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dîni Kur'an Dili, V, 3056-3059, 3431-3432.

[85] İlgili ayet için bk. Hâzin; Elmalılı Hamdi Yazır, a.g.e., VIII, 4669; Muhittin Bağçeci, Şamil İslam Ansiklopedisi: 35-36.

[86] Ebû Dâvud, Salât: 207; Tirmizî, Cum'a: 1; İbn Mâce, İkametü's-Salât: 79, Cenâiz: 65; Ahmet Kalkan, Kur’an-ı Kerim Kavram Tefsiri.

[87] Ayrıca bk. el-A'râf, 7/12; el-Hicr, 15/29; es-Secde, 32/8-9.

[88] Kurtubî, Tefsir, XX, 45.

[89] Buhâri, Halk-ı Âdem: 2 (IV/102); Tecrîd-i Sarih Terc. IX/76, hadis no: 1367. Muhittin Bağçeci, Şamil İslam Ansiklopedisi: 36.

[90] bkz. İsrâ: 17/70; Tîn: 95/4.

[91] Bakara: 2/37.

[92] Bakara: 2/33, 35; A'râf: 7/19; Tâhâ: 20/117.

[93] Âl-i İmran: 3/33.

[94] Ahmet Kalkan, Kur’an-ı Kerim Kavram Tefsiri.

[95] Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fi Garibi'l-Kur'an İstanbul 1986, s. 223; Hamdi Yazır, a.g.e., I, 300.

[96] Elmalılı, a.g.e., I, 300.

[97] Muhittin Bağçeci, Şamil İslam Ansiklopedisi: 36-37.

[98] bkz. İsrâ: 17/70.

[99] bkz. Bakara: 2/30-33.

[100] bkz. Bakara: 2/34; A'râf: 7/11; Hıcr: 15/29-31.

[101] bkz. A'râf: 7/12; Hıcr: 15/33; İsrâ: 17/61.

[102] bkz. Sâd: 38/74-78.

[103] bkz. A'râf: 7/13-18; Hıcr: 15/34-43; İsrâ: 17/61, 65.

[104] Ahmet Kalkan, Kur’an-ı Kerim Kavram Tefsiri.

[105] Kitabü Mecmuatün mine't-Tefâsir içinde Hâzin, II, 3.

[106] en-Nisâ, 4/1; Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, XI, 304. Muhittin Bağçeci, Şamil İslam Ansiklopedisi: 37.

[107] Muhittin Bağçeci, Şamil İslam Ansiklopedisi: 37.

[108] Elmalılı Hamdi Yazır, a.g.e., I, 323-324. Muhittin Bağçeci, Şamil İslam Ansiklopedisi: 37-38.

[109] Bk. el-A'râf, 7/12-18; el-Hicr, 15/32-42.

[110] Muhittin Bağçeci, Şamil İslam Ansiklopedisi: 38.

[111] el-Bakara, 2/36-38; el-A'raf, 7/24.

[112] et-Tâc, I, Hadis no: 40.

[113] el-Bakara, 2/38-39, 82. Muhittin Bağçeci, Şamil İslam Ansiklopedisi: 38.

[114] Ayrıca bkz. Bakara: 2/36.

[115] Âlûsî, Rûhu'l-Meânî, I, 233; Razı, Mefâtîhu'l-Gayb, I, 455; Talat Koçyiğit, İsmail Cerrahoğlu, Kur'an-ı Kerim Meâl ve Tefsiri, s. 95 vd.

[116] bkz. Ebû Dâvud, Sünnet 16; Tirmizî, Tefsir 1, 3; Müsned-i Ahmed, IV/400, 406.

[117] et-Tâc, I, hadis no: 40.

[118] Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, I, 454.

[119] Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, 1, s. 455.

[120] Muhittin Bağçeci, Şamil İslam Ansiklopedisi: 38-39.

[121] Ahmet Kalkan, Kur’an-ı Kerim Kavram Tefsiri.

[122] Kitab-ı Mukaddes, Tekvin 1-6.

[123] Kitab-ı Mukaddes, Tekvin 7.

[124] bkz. A'râf: 7/22; Tâhâ: 20/121.

[125] Kitab-ı Mukaddes, Tekvin 16-19.

[126] bkz. Bakara: 2/36, 38; A'râf: 7/24, Tâhâ: 20/123.

[127] bkz. Bakara: 2/37.

[128] bkz. En'âm: 6/164.

[129] Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, c. 1, s. 362

[130] Tirmizî, Tefsir: 3. Bu hadisi Tirmizî sahih bir senetle rivayet etmiştir.

[131] el-Mâide: 5/27.

[132] Âli İmrân, 3/33.

[133] Tâhâ, 20/122.

[134] el-A'râf, 7/144; el-Bakara, 2/130; el-Hac, 22/75; Sâd, 38/47; en-Nahl, 16/121; Âli İmrân, 3/79; Yusuf, 12/6; el-En'âm, 6/87; eş-Şûrâ, 42/13; el-Kalem, 68/50.

[135] Ahmed b. Hanbel, V, 265.

[136] Tirmizî, II, 202.

[137] Teftâzânî, Şerhu'l-Akâid, s. 62; Devvânî, Celâl, s. 71; Aliyyü'l-Kârî, Şerhu'l-Fıkhı'l-Ekber, 101.

[138] Abdurrahman Hubneke'l-Meydânî, el-Akidetü'l-İslamiyye ve Usûsuhâ, II, 260.

[139] Ahmet Kalkan, Kur’an-ı Kerim Kavram Tefsiri.

[140] Tekvin, bab: l, cümle: 27, bab: 2, cümle: 21-23, bab: 9, cümle: 1-617.

[141] Gazzalî, Faysalu't Tefrika Beynel İslâm ve'z Zındıka, Mısr,1319, sh.27 vd.

[142] Ali b. Muhammed Kari el-Hirevi, Şerhu'ş Şifa, İst.1309, c.II, sh. 515.

[143] Ebu'l Bereket en-Nesefi, Medarikü'l Tenzil, c. II, sh. 322.

[144] Yusuf Kerimoğlu, Kelimeler Kavramlar, İnkılap Yayınları: 33-34.

[145] İslâm Ansiklopedisi, T. Diyanet Vakfı Y. c. 1, s. 359

[146] Molla Hüsrev, Mir'at el Usul fi Şerhi Mirkat el Vüsul, İst.1307, c. I, sh. 591.

[147] İbn-i Hümam, Fethu'l Kadir, Beyrut: 1316, c. IV, sh. 417; Aynca İmam-ı Kasani, el-Bedai, c. VI. sh. 196.

[148] Sava Paşa, İslâm Hukuku Nazariyatı Hakkında bir Etüd, Ank.1956, c. II, sh. 339.

[149] Zebidî, Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecridi Sarih Tercemesi ve Şerhi, Ank.1976 (4. bs c. IV, sh. 529, Had. No: 644; ayrıca Sahih-i Müslim, K.Kader, c. IX, sh.6854, Had. No.2658.

[150] Yusuf Kerimoğlu, Kelimeler Kavramlar, İnkılap Yayınları: 32-33.

[151] Ali Şeriati, İnsan, s. 15-16.     

[152] bkz. Bakara: 2/30-33.

[153] bkz. Tâhâ: 20/117.

[154] İsrâ: 17/70.

[155] Nisâ: 4/28.

[156] Tâhâ: 20/115.

[157] Nisâ: 4/116; Mâide: 5/40; Zümer: 39/53 vd.

[158] bkz. İbn Mâce, Edeb 57, hadis no: 3815-3817.

[159] bkz. Yâsin: 36/60; A'râf: 7/16-17; İsrâ: 17/64 vd.

[160] Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed bin Hanbel, naklen: İbn Kesir, 2/12.

[161] A'râf: 7/26.

[162] Hz. Adem,  Hüseyin K. Ece, s. 243 ve devamı

[163] Ahmed b. Hanbel, 5/160.

[164] Ali İmrân, 3/124; Mâide, 5/13.

[165] eş-Şûra, 42/40.

[166] Ahmed Ağırakça, Şamil İslam Ansiklopedisi: 1/48-49.

[167] İbn-i Manzur, Lisanu'l Arab, Cevherî, es-Sıhah ve el-Müncid.

[168] İbn-i Kesir, Tefsiru'l Kur'ânil Azim, Beyrut, 1969. D. Ma'rife Yay. c. I, sh. 481.

[169] İmam Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, c. II, sh. 386.

[170] Sünen-i İbni Mace, İst.1401, c. II, sh. 850, Hd.No: 2547.

[171] Yusuf Kerimoğlu, Kelimeler Kavramlar, İnkılap Yayınları: 35-36.

[172] Ayrıca bak. Hacc: 22/60. Mücadile: 58/2. Nisa: 4/43.

[173] Nisa: 4/149.

[174] Bakara: 2/187. Nisa: 4/43. Maide: 5/101.

[175] Şems: 91/7-10.

[176] Nahl: 16/36.

[177] Fatır: 35/45.

[178] Rûm: 30/41.

[179] Ayrıca bak. Şûra: 42/34, 40.

[180] Âli İmran: 3/152, 153.

[181] Maide: 5/95.

[182] Bakara: 2/52. Nisa: 4/153.

[183] Nisa: 4/149. Teğabün: 64/14.

[184] Nisa: 4/99.

[185] Nisa: 4/48.

[186] Nahl: 16/126.

[187] Bakara: 2/178.

[188] Nûr: 24/22. Bakara: 2/178, 237.

[189] A. b. Hanbel, 2/235, 238.  nak. TDV. İsl. Ans. 1/394.

[190] Ebu Davud, Diyat: 3, Hadis no: 4497, 4/169. Nesâí, Kasâme: 27, 8/33.

[191] Âli İmran: 3/134.

[192] Bakara: 2/237.

[193] Fussilet: 41/33-34.

[194] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 31-33.

[195] Şems: 91/8.

[196] Müslim; S. Müslim bi şerhi'n Nevevî, 17/65.

[197] Tevbe: 9/112.

[198] Cavit Yalçın, Kur’an’da Temel Kavramlar, s. 158-159. Ahmet Kalkan Kur’an Kavram Tefsiri.

[199] Şûrâ: 42/40.

[200] Bakara: 2/237.

[201] Nûr: 24/22.

[202] Âl-i İmrân: 3/134.

[203] Ebû Dâvud, Edeb 3, IV/248.

[204] Ebû Davud, Edeb 3; İbn Mâce, Zühd 18, II/1400.  

[205] Câmiu’s-Sağîr, II/149.

[206] Müslim; Câmiu’s-Sağîr, II/135; İhyâ-i Ulûmi'd-Dîn, 6/400.    

[207] A'râf: 7/12.

[208] Seyyid Kutub, Fî Zılâl, c. 2, s. 453.

[209] Âlûsi, Rûhu’l Meânî, II/58; naklen Elmalılı, c. 2, s. 425.

[210] Ahmed bin Hanbel, Müsned IV/148.

[211] T. Kebir, c. 7, s. 173.

[212] Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini K. Dili, c. 2, s. 425.

[213] Seyyid Kutub, Fî Zılâl, c. 2, s. 454-455. Ahmet Kalkan Kur’an Kavram Tefsiri.  

[214] Buhâri, Libâs 24; Müslim, İman 40, hadis no: 154.

[215] Müsned, Ahmed b. Hanbel, 5/154.

[216] Müslim, Tevbe 1, hadis no: 1.

[217] Buhâri, Tecrid-i Sarih Terc. C. 6, s. 314.

[218] İbn Mâce, c. 2, s. 850, hadis no: 2547.

[219] Tirmizî, Birr 81; İmam Mâlik, Muvattâ, Sadaka 12.

[220] Müsned, Ahmed b. Hanbel, 2/235, 238.

[221] Müslim, Birr 106.

[222] Mefâtihu'l Gayb, Fahreddin Râzi, IX/8.

[223] Mefâtihu’l Gayb, T. Kebir, c. 7, s. 73;  Benzeri için bkz. Ahmed bin Hanbel, Müsned, IV/148.

[224] Tirmizî, Birr 10.

[225] Müsned, Ahmed b. Hanbel, 5/160. Ahmet Kalkan Kur’an Kavram Tefsiri.

[226] Süleyman Ateş, Kur’an Ansiklopedisi, c. 1, s. 167.

[227] Buhâri, VI/224; Müslim, hadis no: 1795.

[228] Buhâri, Meğâzi, 70; Müslim, Cihad 59; Ebû Dâvud, Cihad 119.

[229] Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi, I/172; Bidâye, IV, 301.

[230] Abdülhamid Bilâlî, Peygamber’in Yaşantısından Eğitici Dersler, s. 40-43.

[231] Ebû Dâvud, Diyât 3, Hadis no: 4497, 4/169; Nesâi, Kasâme 27, 8/33.

[232] A. b. Hanbel, 2/235, 238. Ahmet Kalkan Kur’an Kavram Tefsiri.

[233] Nûr: 24/22; Bakara: 2/178, 237.

[234] Bakara: 2/178.        

[235] Âl-i İmrân: 3/134.

[236] Bakara: 2/237.

[237] Fussilet: 41/33-34.

[238] Ahmet Kalkan Kur’an Kavram Tefsiri.

[239] Mâide: 5/13.

[240] Buhâri, Cihad: 102.

[241] Ahmed Önkal, Rasulullah’ın İslâm’a Dâvet Metodu, s. 339-343. Ahmet Kalkan Kur’an Kavram Tefsiri.

[242] Müsned, Ahmed bin Hanbel, 1/248.

[243] Mustafa İslâmoğlu, Yürek Fethi,  s.159.     

[244] Abdurrahman Dilipak, Sosyal Bil. Ans. C. 2, s. 182.

[245] İbrahim Canan, Sulh Çizgisi, s.104-105.

[246] Buhâri, Vudû, 58, Edeb 35, 80; Müslim, Tahâret 98-100; Ebû Dâvud, Tahâret 136; Tirmizî, Tahâret 112.

[247] Ebû Dâvud, Edeb: 1.

[248] M. Yaşar Kandemir, Örneklerle İslâm Ahlâkı, s. 285-286. Ahmet Kalkan Kur’an Kavram Tefsiri.

[249] Ahmet Kalkan Kur’an Kavram Tefsiri.

[250] Yûsuf: 12/87.

[251] Ahmet Kalkan Kur’an Kavram Tefsiri.

[252] M. Yaşar Kandemir, Örneklerle İslâm Ahlâkı s. 284.

[253] Müslim, Fedâil 79. Ahmet Kalkan Kur’an Kavram Tefsiri.

[254] Yusuf Kerimoğlu, Kelimeler Kavramlar, s. 36.

[255] Buhâri, Hudûd 12; Müslim, Hudûd, 8, 9; Ebû Dâvud, Hudûd 4.

[256] Müsned, Ahmed bin Hanbel, IV/218. Ahmet Kalkan Kur’an Kavram Tefsiri.

[257] Tevbe: 9/84.

[258] Mustafa İslâmoğlu, a.g.e. s. 159-160.

[259] Müsned, Ahmed bin Hanbel, 1/387.

[260] Tirmizî, Birr 60; Buhârî; el-Edebu’l Müfred, s. 447. Ahmet Kalkan Kur’an Kavram Tefsiri.

[261] Ahmet Kalkan Kur’an Kavram Tefsiri.

[262] bk. el-A'raf, 7/172.

[263] İbnü'l-Arabî, Ahkâmü'l-Kur'an, III, 1174.

[264] el-Mâide, 5/12.

[265] el-Bakara, 2/83-84.

[266] el-Bakara, 2/100.

[267] Şâmil İslam Ansiklopedisi: 1/54-55.

[268] Diyanet Gazetesi, 30 Aralık 1970, Sayı:10, sh. 3.

[269] Abdülaziz el-Buhari, Keşfü'l Esrar, İst.1308, c. IV, sh. 238.

[270] Molla Hüsrev, Mir'at el Usûl fi şerhü Mirkat el Vüsûl. ist.1307, c. I, sh.591.

[271] HBÇ Meali, İst. 1959, c. I, sh.245.

[272] Molla Hüsrev, a.g.e., c. I, sh. 591.

[273] Mecmuat’üt-Tefâsir, İst. 1979, c. V, sh. 142-143 (Haazin, İbn-i Abbas, Nesefî ve Kadi Beyzavi'nin "emanet" ile ilgili tefsirleri.

[274] Molla Hüsrev, a.g.e., c. I, sh. 591.

[275] Beyhakî, es-Sünenû'I Kübra, Beyrut, ty. c. IX, sh. 231.

[276] Ömer Nasuhi Bilmen, Hukuk-ı İslamiyye ve Istılâhat-ı Fıkhiyye Kamusu, İst.1976, c. I, sh. 281. Mad. 79. Ayrıca, Ali Himmet Berki, Açıklamalı Mecelle, İst.1979 (2. bsk.) sh. 26.

[277] İmam-ı Muhammed, Siyer-i Kebir (İslam Devletler Hukuku), İst.1980, sh.148.

[278] Yusuf Kerimoğlu, Kelimeler Kavramlar, İnkılap Yayınları: 36-39.

[279] Şâmil İslam Ansiklopedisi: 1/55-56.

[280] el-Ankebût: 29/64.

[281] el-Bakara: 2/220.

[282] el-Karia: 101/4-5.

[283] er-Rahman: 55/27.

[284] el-Hacc: 22/2.

[285] el-Kıyâme: 75/1.

[286] el-Hicr: 15/25.

[287] Âli İmrân: 3/19.

[288] el-Hakka: 69/19, 37.

[289] el-Casiye: 45/26.

[290] el-Mâide: 5/3.

[291] el-Bakara: 2/4.

[292] Tecrîd-i Sarih, 47 nolu hadis.

[293] el-Fatiha: 1/3.

[294] el-Bakara: 2/3.

[295] el-Haşr: 59/22.

[296] el-Müminûn: 23/115.

[297] el-Kıyâme: 75/36.

[298] Âli İmrân: 3/185; Yunus: 10/4; el-Leyl: 92/4, 11.

[299] Âli İmrân: 3/185.

[300] el-Bakara: 2/95; Âli İmrân: 3/56; el-İsrâ: 17/10; ez-Zümer: 39/26, 45.

[301] Âli İmrân: 3/25-30; el-Câsiye: 45/28; Kâf: 50/44; et-Teğâbûn: 64/9.

[302] el-Bakara: 2/48, 123.

[303] Abese: 80/34-37.

[304] Abese: 80/38-42; Âli İmrân: 3/106-107.

[305] Cengiz Yağcı, Şamil İslam Ansiklopedisi: 1/60-62.

[306] Bkz. Mücadele: 58/22.

[307] Ahmet Kalkan, İslam Akaidi: 139-141.

[308] Ahmet Kalkan, İslam Akaidi: 142.

[309] Ferit Aydın, İslam’da İnanç Sistemi, Kahraman Yayınları: 277-281.

[310] Ferit Aydın, İslam’da İnanç Sistemi, Kahraman Yayınları: 281.

[311] Muhammed: 47/15

[312] Kur'ân-ı Kerim 2/102, 2/114, 2/217, 3/77, 3/85, 5/5, 5/33, 9/69, 16/109, 17/10...

[313] Bakara:  2/39, 2/217, Al-I İmran: 3/116, Nisa: 4/14, 4/48, Maide: 5/80, A’raf: 7/36, Tevbe: 9/68, Nisa: 4/93...

[314] Nisa: 4/56. Ferit Aydın, İslam’da İnanç Sistemi, Kahraman Yayınları: 282-284.

[315] bkz. Ankebut: 29/64 ; Mü’min: 40/39; Hadîd: 57/20.

[316] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[317] Ferit Aydın, İslam’da İnanç Sistemi, Kahraman Yayınları: 284.

[318] bkz. 12/Yûsuf, 101; 19/Meryem, 33; 20/Tâhâ, 55; 26/Şuarâ, 81-102; 71/Nuh, 17-18. Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[319] Hacc: 22/2.

[320] Kıyame: 75/1.

[321] Zümer: 39/68. Nebe: 78/17-18.

[322] İbrahim: 14/48. Tekvir: 81/1-3. İnfitar: 82/1-3. Karia: 101/1-5. v.d.

[323] Kamer: 54/6-8.

[324] Zümer: 39/68.

[325] Kıyame: 75/5-13. Yasin: 36/78-79. Hicr: 15/25. Hakka: 69/19. Casiye: 45/26. v.d.

[326] İnfitar: 82/10-l2.

[327] İsra: 17/13-14.

[328] A’raf: 7/8-9. Karia: 101/6-11. Mü'minûn: 23/102-103.

[329] Zilzal: 99/7-8.

[330] Mutaffifín: 83/18-28.

[331] Mutaffifín: 83/11-17.

[332] Fatiha: 1/4. Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 34-35.

[333] Kâf: 50/42.

[334] Rûm: 30/56.

[335] Şûra: 42/7.

[336] Kâf: 50/34.

[337] Necm: 53/57. Mü’min: 40/39.

[338] Mü’mün: 40/39.

[339] Mürselat: 77/13-14. Dûhan: 44/40.

[340] Meryem: 19/39.

[341] Burûc: 85/2.

[342] Teğâbûn: 64/9.

[343] Şûra: 42/7.

[344] Hâkka: 69/1-3.

[345] Hâkka: 69/4. Karia: 101/1-3.

[346] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 35-36.

[347] Haşr: 59/22.

[348] En’am: 6/59.

[349] Hadid: 57/20. Muhammed: 47/36. En'am: 6/32.

[350] Âli imran: 3/106. Ğaşiye: 88/8-11.

[351] Kaaria: 101/6.

[352] Hakka: 69/19-24.

[353] Âli İmran: 3/133.

[354] Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 36-38.

[355] Mahmut Toptaş, Şifâ Tefsiri, 1/87.

[356] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[357] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[358] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[359] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[360] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

[361] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar