Hadis-i Şeriflerde Hikmet Kavramı

        



"Hikmet, mü'minin yitik malıdır; nerede bulursa onu alır." (İbn Mâce, Zühd 15; Tirmizî, İlim 19)  



"Hikmetin başı Allah korkusudur." (Tirmizî; Feyzu'l-Kadir, 3/ 574; Beyhakî; Deylemî; Keşfu’l Hafâ, 1/421;  İbn Merduyeh; İbn Kesir, 1/242)



"Yalnız iki kişiye hased (gıpta) edilebilir: Bir adam ki Allah kendisine hikmet vermiştir, o adam bu hikmet gereğince hareket ediyor ve bunu başkalarına da öğretiyor ve bir adam ki Allah kendisine mal vermiştir, o da malı Hak yolunda infâka/harcamaya koyulmuştur." (Müslim, Salâtu'l-Müsâfirîn 47, hadis no: 267, -815-;  Buhârî,  İlim 15, Ahkâm 3, Zekât 5, İ'tisâm 13, Tevhid 45, Temennî 5; İbn Mâce, Zühd 23)    



"Şüphesiz bazı şiirler vardır ki hikmettir." (Buhârî, Edeb 90; Tirmizî, Edeb 69; İbn Mâce, Edeb 41)



“Kardeşini kendisiyle hidâyete/doğru yola ilettiğin hikmet kelimesinden daha güzel hediye yoktur." (Dârimî, Mukaddime 32)



İbn Abbâs (r. anhümâ) anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.s.) beni göğsüne bastırdı ve: "Allah'ım, (bunu dinde fakîh kıl,) buna hikmeti ve Kitabın te'vilini öğret!" dedi." (Buhârî, Fezâilu'l-Ashâb 24, İlim 17, Vudû 10, İ'tisâm 1; Müslim, Fezâilu's-Sahâbe 138, hadis no: 2477; İbn Mâce, Mukaddime 11; Ahmed bin Hanbel, 1/269)



İbn Abbâs (r. anhümâ) anlatıyor: "Rasûlullah bana hikmet verilmesi (iki defa hikmet verilmesi) hususunda duâda bulundu." (Tirmizî, Menâkıb 42, hadis no: 3823, 3824)



İbn Abbâs: "Hikmet, nübüvvet dışındaki isâbettir." (Buhârî, Fezâilu's-Sahâbe 24)



"Ben hikmet eviyim, Ali de onun kapısıdır." (Tirmizî, Menâkıb 20)



"İman Yemen'lidir; hikmet Yemen'lidir." (Buhârî, Menâkıb 1; Müslim, İman 82, 88, 89, 90; Tirmizî, Menâkıb 71; Dârimî, Mukaddime 14; Ahmed bin Hanbel, 1/252, 258, 270, 277) (Bu hadisin, Lokman (a.s.)'ın Yemen'deki kavmine mensûbiyetine atıfta bulunduğu öne sürülmüştür.)     



"Hikmetin konuşulup yayıldığı meclis, ne güzel meclistir." (Dârimî, Mukaddime 28)



"Bir ilim meclisine oturup hikmetli söz dinledikten sonra, bu meclisten bahsederken işittiği şeylerin sadece kötü kısımlarını anlatan bir kimsenin misali, bir sürü sahibi çobana gelip: 'Ey çoban, süründen bana bir koyun kes!' deyince, çobandan: 'Git, en iyisinin kulağından tut al!' iznine rağmen, gidip sürünün köpeğinin kulağından tutan adamın misalidir." (İbn Mâce, Zühd 15; Ahmed bin Hanbel, 2/252)  



Hikmet kavramının çok değişik ve zengin anlamları olması, Kur’an’da da farklı mânâlarda kullanılması, hikmetin kapsamı konusunda yeter bilgi vermektedir. Anlaşılan o ki, hikmeti Kur’an ve hadisle/sünnetle sınırlamak Kur’an’ın tavır ve beyanına ters düşer. İlgili âyetlerde görüldüğü gibi, Kur’an birçok yerde peygamberlere verilen kitapla hikmeti (meselâ Tevrat, İncil ve Kur’an’la hikmeti), ayrı ayrı anmaktadır. Bu demektir ki “hikmet, bir nebînin aldığı vahiylerle sınırlı değildir.” O, tüm keşfedici fark etme gücünün ortak adıdır (bkz. 3/Âl-i İmrân, 48; 5/Mâide, 110).



Öte yandan, peygamber, kitap yanında hikmet de öğretiyor. Ve Hz. Peygamber: “Hikmet, mü’minin kaybolmuş malıdır; onu nerede bulursa alır” (İbn Mâce, Zühd 15; Tirmizî, İlim 19) diyor. Hikmetle ilgili hadis-i şerifler açıkça gösteriyor ki hikmet; Kur’an, hadis ve sünnet dışında da bulunabilir. Âyetler ve özellikle hadisler, bu nimetten peygamberlerden başka insanların da nasipleneceğini kabul ve ilan etmektedir. İbn Abbas’ın Buhârî’de yer alan hikmet tanımı, bu noktada önemlidir. Kendisine hikmet verilmesi için Allah rasûlünün özel duâsına sahip olan bu zat diyor ki: “Hikmet, nübüvvet/peygamberlik dışındaki isâbetli farkedişlerin adıdır.” (Buhârî, Fezâil)